OguzYalcin
Kayıtlı Kullanıcı
Tesbih çekmek, Allah'ı "Sübhânallah" diyerek noksan sıfatlardan tenzih etmek, yani O'nu her türlü eksiklikten uzak tutarak yüceltmek demektir. Bu eylem, İslam'ın en temel zikirlerinden birini oluşturur ve hem Kur'an ayetlerinde hem de sahih hadislerde açıkça yer alır. Tesbih kelimesi Arapça "s-b-h" kökünden gelir; Allah'ı tüm kusurlardan münezzeh kılmak, O'nun mutlak yüceliğini dil ile ifade etmek anlamını taşır.
Gündelik konuşmada "tesbih çekmek" ya da "tesbih çevirmek" denildiğinde genellikle iki şey kastedilir: biri "Sübhânallah" zikrini tekrarlamak, diğeri ise bu tekrarı saymak amacıyla kullanılan tane dizisini, yani tesbih boncuklarını kullanmak. Ancak asıl olan zikirdir; boncuk yalnızca sayı tutmaya yarayan bir araçtır.
Tesbih zikrinin özü olan "Sübhânallah" ifadesi, "Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir" anlamına gelir. Kur'an'da Allah'ı tesbih etme emri pek çok ayette doğrudan yer alır. İsrâ Suresi'nin 44. ayetinde şöyle buyrulur: "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O'nu tesbih eder." Haşr Suresi'nin 24. ayetinde ise "Göklerde ve yerde olanların tamamı O'nu tesbih eder" ifadesi geçmektedir. Bu ayetler, tesbihin yalnızca insana özgü bir eylem olmadığını; tüm varlığın yaratılışı gereği Allah'ı tenzih ettiğini ortaya koyar.
Hz. Peygamber'in bu konudaki hadisleri de son derece açıktır. Sahih-i Müslim'de yer alan bir rivayette Resûlullah şöyle buyurmuştur: "İki kelime vardır ki dile kolaydır, mizanda ağırdır, Rahman'a sevimlidir: Sübhânallahi ve bihamdihî, Sübhânallahi'l-azîm." Bu hadis, tesbihin yalnızca bir ritüel tekrar olmadığını; manevi ağırlığı ve değeri olan bir zikir olduğunu göstermektedir.
Tesbih boncuklarının İslam tarihindeki yeri tartışmalı olmakla birlikte, zikir sayımı için çakıl taşı, hurma çekirdeği ve ip düğümü gibi araçların sahabe döneminden itibaren kullanıldığına dair rivayetler mevcuttur. Hz. Peygamber'in bazı sahabîlerin parmak boğumlarıyla saydığını gördüğünde bunu onayladığı bilinmektedir; nitekim Ebû Dâvûd ve Tirmizî'de bu yönde rivayetler bulunmaktadır. Parmak boğumlarıyla saymanın da meşru bir yöntem olduğu, hatta bazı alimlerce daha faziletli kabul edildiği aktarılmaktadır.
Bugün yaygın biçimde kullanılan 33 ya da 99 taneli tesbih boncukları, zikri saymak için pratik bir araç olarak benimsenmiştir. Özellikle namaz sonrası okunan "33 kere Sübhânallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere Allahu Ekber" zikirlerini saymak için kullanımı oldukça yaygındır. Bu sayıların dayanağı, Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim'de geçen ve Hz. Peygamber'in her namazın ardından bu zikirleri bu miktarlarda okumanın faziletini anlattığı rivayetlerdir.
Her farz namazın ardından okunması tavsiye edilen tesbih zikri, sahih hadislere dayanan belirli bir sıralamaya sahiptir. Ebû Hüreyre'den (r.a.) gelen ve Sahih-i Müslim'de yer alan rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Her namazın arkasından otuz üç kere Sübhânallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere Allahu Ekber dersiniz. Bunlar doksan üç eder. Yüzü tamamlamak için de 'Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr' dersiniz."
Bu zikirler tesbih boncuklarıyla ya da parmak boğumlarıyla sayılabilir. Hangi yöntemin tercih edildiğinden bağımsız olarak asıl olan, zikrin kalp huzuruyla ve anlamının farkında olarak okunmasıdır.
Tesbih zikrini yalnızca namaz sonrasına bağlamak doğru değildir. Kur'an, sabah akşam tesbih etmeyi (Tâhâ Suresi 130. ayet), gecenin bir bölümünde tesbih etmeyi (Tûr Suresi 48-49. ayetler) ve genel olarak çok tesbih etmeyi (Ahzâb Suresi 41-42. ayetler) tavsiye etmektedir. Dolayısıyla tesbih, günün herhangi bir vaktinde, abdestli ya da abdestsiz okunabilecek bir zikirdir.
Abdest şartına gelince, tesbih gibi zikirler için abdest zorunlu değildir. Fıkıh alimleri genel olarak Kur'an tilaveti dışındaki zikirlerin abdetsiz de okunabileceği görüşündedir. Bununla birlikte, temiz ve huşu içinde bir hâlde zikir çekmek manevi açıdan daha değerli kabul edilir.
Her iki ifade de günlük dilde aynı anlama gelir; "Sübhânallah" zikrini tesb
Gündelik konuşmada "tesbih çekmek" ya da "tesbih çevirmek" denildiğinde genellikle iki şey kastedilir: biri "Sübhânallah" zikrini tekrarlamak, diğeri ise bu tekrarı saymak amacıyla kullanılan tane dizisini, yani tesbih boncuklarını kullanmak. Ancak asıl olan zikirdir; boncuk yalnızca sayı tutmaya yarayan bir araçtır.
"Sübhânallah" Ne Anlama Gelir?
Tesbih zikrinin özü olan "Sübhânallah" ifadesi, "Allah her türlü noksanlıktan münezzehtir" anlamına gelir. Kur'an'da Allah'ı tesbih etme emri pek çok ayette doğrudan yer alır. İsrâ Suresi'nin 44. ayetinde şöyle buyrulur: "Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O'nu tesbih eder." Haşr Suresi'nin 24. ayetinde ise "Göklerde ve yerde olanların tamamı O'nu tesbih eder" ifadesi geçmektedir. Bu ayetler, tesbihin yalnızca insana özgü bir eylem olmadığını; tüm varlığın yaratılışı gereği Allah'ı tenzih ettiğini ortaya koyar.
Hz. Peygamber'in bu konudaki hadisleri de son derece açıktır. Sahih-i Müslim'de yer alan bir rivayette Resûlullah şöyle buyurmuştur: "İki kelime vardır ki dile kolaydır, mizanda ağırdır, Rahman'a sevimlidir: Sübhânallahi ve bihamdihî, Sübhânallahi'l-azîm." Bu hadis, tesbihin yalnızca bir ritüel tekrar olmadığını; manevi ağırlığı ve değeri olan bir zikir olduğunu göstermektedir.
Tesbih Boncukları Ne Zaman ve Nasıl Kullanılmaya Başlandı?
Tesbih boncuklarının İslam tarihindeki yeri tartışmalı olmakla birlikte, zikir sayımı için çakıl taşı, hurma çekirdeği ve ip düğümü gibi araçların sahabe döneminden itibaren kullanıldığına dair rivayetler mevcuttur. Hz. Peygamber'in bazı sahabîlerin parmak boğumlarıyla saydığını gördüğünde bunu onayladığı bilinmektedir; nitekim Ebû Dâvûd ve Tirmizî'de bu yönde rivayetler bulunmaktadır. Parmak boğumlarıyla saymanın da meşru bir yöntem olduğu, hatta bazı alimlerce daha faziletli kabul edildiği aktarılmaktadır.
Bugün yaygın biçimde kullanılan 33 ya da 99 taneli tesbih boncukları, zikri saymak için pratik bir araç olarak benimsenmiştir. Özellikle namaz sonrası okunan "33 kere Sübhânallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere Allahu Ekber" zikirlerini saymak için kullanımı oldukça yaygındır. Bu sayıların dayanağı, Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim'de geçen ve Hz. Peygamber'in her namazın ardından bu zikirleri bu miktarlarda okumanın faziletini anlattığı rivayetlerdir.
Namaz Sonrası Tesbih Nasıl Çekilir?
Her farz namazın ardından okunması tavsiye edilen tesbih zikri, sahih hadislere dayanan belirli bir sıralamaya sahiptir. Ebû Hüreyre'den (r.a.) gelen ve Sahih-i Müslim'de yer alan rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Her namazın arkasından otuz üç kere Sübhânallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere Allahu Ekber dersiniz. Bunlar doksan üç eder. Yüzü tamamlamak için de 'Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr' dersiniz."
Bu zikirler tesbih boncuklarıyla ya da parmak boğumlarıyla sayılabilir. Hangi yöntemin tercih edildiğinden bağımsız olarak asıl olan, zikrin kalp huzuruyla ve anlamının farkında olarak okunmasıdır.
Tesbih Çekmek İçin Belirli Bir Vakit veya Şart Var mı?
Tesbih zikrini yalnızca namaz sonrasına bağlamak doğru değildir. Kur'an, sabah akşam tesbih etmeyi (Tâhâ Suresi 130. ayet), gecenin bir bölümünde tesbih etmeyi (Tûr Suresi 48-49. ayetler) ve genel olarak çok tesbih etmeyi (Ahzâb Suresi 41-42. ayetler) tavsiye etmektedir. Dolayısıyla tesbih, günün herhangi bir vaktinde, abdestli ya da abdestsiz okunabilecek bir zikirdir.
Abdest şartına gelince, tesbih gibi zikirler için abdest zorunlu değildir. Fıkıh alimleri genel olarak Kur'an tilaveti dışındaki zikirlerin abdetsiz de okunabileceği görüşündedir. Bununla birlikte, temiz ve huşu içinde bir hâlde zikir çekmek manevi açıdan daha değerli kabul edilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tesbih çekmek ile tesbih tutmak arasında fark var mı?
Her iki ifade de günlük dilde aynı anlama gelir; "Sübhânallah" zikrini tesb