OguzYalcin
Kayıtlı Kullanıcı
Namaz tesbihatı, farz namazların ardından yapılan belirli zikir, tesbih ve dua dizisinin bütününe verilen addır. Namazın hemen arkasından, seccadeden kalkmadan ya da kalkılsa da kıbleye dönük oturur vaziyette; "Sübhanallah", "Elhamdülillah" ve "Allahu Ekber" zikirlerinin otuzüçer kez tekrarlanması ve ardından Âyetü'l-Kürsî ile kısa bir duayla tamamlanması şeklinde uygulanır. Tek bir dua değil, birkaç unsuru bir arada barındıran bir zikir bütünüdür.
Peki bu uygulama nereden geliyor? Hz. Peygamber'in bu zikirleri namazın ardından tavsiye ettiğine dair rivayetler Sahîh-i Müslim başta olmak üzere temel hadis kaynaklarında yer alır. Ebû Hüreyre'den aktarılan bir rivayette Hz. Peygamber, her namazın ardından otuz üç kez "Sübhanallah", otuz üç kez "Elhamdülillah", otuz üç kez "Allahu Ekber" denilmesini, yüze tamamlamak için de "Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" denmesini tavsiye etmiştir. Bu rivayet Müslim'in Sahîh'inde Kitâbü'l-Mesâcid bölümünde geçmektedir.
Farz namaz selâmla tamamlandıktan hemen sonra, kıbleye dönük oturarak tesbihat başlar. Sıralama şu şekildedir:
33 kez "Sübhanallah" (Sübhânallah)
33 kez "Elhamdülillah" (el-Hamdülillâh)
33 kez "Allahu Ekber" (Allâhü Ekber)
Bu üç zikrin toplamı doksan dokuzu bulur. Yüzü tamamlamak için şu cümle bir kez okunur:
Arapça:
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu:
Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.
Anlamı:
Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur; mülk O'nundur, hamd O'nadır ve O her şeye kadirdir.
Kaynağı:
Sahîh-i Müslim, Kitâbü'l-Mesâcid, 597 (Ebû Hüreyre rivayeti)
Ardından Âyetü'l-Kürsî okunur. Âyetü'l-Kürsî'nin her namazın arkasından okunmasına dair rivayet Nesâî'nin es-Sünenü'l-Kübrâ'sında ve başka kaynaklarda yer almaktadır; bu rivayette her farz namazın ardından Âyetü'l-Kürsî okuyanın cennete girmeye engel tek şeyin ölüm olduğu ifade edilir. Söz konusu rivayetin sened değerlendirmesi âlimler arasında tartışmalıdır; bir kısmı sahih, bir kısmı hasen saymıştır. Dolayısıyla bu rivayeti kesin ve tartışmasız bir hüküm olarak değil, güçlü bir teşvik olarak anlamak daha isabetli olur.
Son olarak kısa bir dua okunarak tesbihat tamamlanır. Bu duanın belirli ve sabit bir metni yoktur; kişi kendi diliyle ya da Hz. Peygamber'den rivayet edilen dualardan biriyle talepte bulunabilir.
Namaz tesbihatı farz değil, sünnettir. Farz namazın kendisi selâmla tamamlanır; tesbihat namazın zorunlu bir parçası değildir. Ancak Hz. Peygamber'in bu zikirleri bizzat tavsiye etmesi ve uygulaması, tesbihatı güçlü bir sünnet haline getirir. Terk edilmesi namazı bozmaz ya da geçersiz kılmaz; fakat düzenli biçimde yerine getirilmesi hem rivayetlerde teşvik edilmiş hem de sahabe uygulamasında yer almıştır.
Rivayetler genel olarak farz namazların arkasından tesbihat yapılmasına işaret eder. Sünnet ve nafile namazların ardından tesbihat yapılıp yapılmayacağına dair özel bir rivayet bulunmamakla birlikte âlimler bu konuda farklı görüşler bildirmiştir. Yaygın uygulama, tesbihatın farz namazların arkasından yapılması yönündedir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının tamamından sonra yapılabilir.
Tesbihat kural olarak sessizce, yani içten sayılarak yapılır. Parmak uçlarıyla ya da tespihle saymak uygulamada yaygındır; her ikisi de caizdir. Hz. Peygamber'in parmak boğumlarıyla saydığına dair rivayetler mevcuttur. Cemaatin bir arada yüksek sesle tesbihat yapması ise fıkhî açıdan tartışmalıdır; bazı âlimler bunu bid'at sayarken bazıları cemaati uyandırma ya da öğretme amacıyla yapılan sesli zikirde sakınca görmemiştir. Kişisel uygulamada sessiz saymak daha ihtiyatlı bir tutumdur.
Hayır, tesbihat namazın geçerlilik şartlarından biri değildir. Selâmla tamamlanan namaz eksiksiz kabul edilir; tesbihat namazın dışında, namazın ardından yapılan mü
Peki bu uygulama nereden geliyor? Hz. Peygamber'in bu zikirleri namazın ardından tavsiye ettiğine dair rivayetler Sahîh-i Müslim başta olmak üzere temel hadis kaynaklarında yer alır. Ebû Hüreyre'den aktarılan bir rivayette Hz. Peygamber, her namazın ardından otuz üç kez "Sübhanallah", otuz üç kez "Elhamdülillah", otuz üç kez "Allahu Ekber" denilmesini, yüze tamamlamak için de "Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" denmesini tavsiye etmiştir. Bu rivayet Müslim'in Sahîh'inde Kitâbü'l-Mesâcid bölümünde geçmektedir.
Namaz Tesbihatı Nasıl Yapılır?
Farz namaz selâmla tamamlandıktan hemen sonra, kıbleye dönük oturarak tesbihat başlar. Sıralama şu şekildedir:
33 kez "Sübhanallah" (Sübhânallah)
33 kez "Elhamdülillah" (el-Hamdülillâh)
33 kez "Allahu Ekber" (Allâhü Ekber)
Bu üç zikrin toplamı doksan dokuzu bulur. Yüzü tamamlamak için şu cümle bir kez okunur:
Arapça:
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu:
Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.
Anlamı:
Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur; mülk O'nundur, hamd O'nadır ve O her şeye kadirdir.
Kaynağı:
Sahîh-i Müslim, Kitâbü'l-Mesâcid, 597 (Ebû Hüreyre rivayeti)
Ardından Âyetü'l-Kürsî okunur. Âyetü'l-Kürsî'nin her namazın arkasından okunmasına dair rivayet Nesâî'nin es-Sünenü'l-Kübrâ'sında ve başka kaynaklarda yer almaktadır; bu rivayette her farz namazın ardından Âyetü'l-Kürsî okuyanın cennete girmeye engel tek şeyin ölüm olduğu ifade edilir. Söz konusu rivayetin sened değerlendirmesi âlimler arasında tartışmalıdır; bir kısmı sahih, bir kısmı hasen saymıştır. Dolayısıyla bu rivayeti kesin ve tartışmasız bir hüküm olarak değil, güçlü bir teşvik olarak anlamak daha isabetli olur.
Son olarak kısa bir dua okunarak tesbihat tamamlanır. Bu duanın belirli ve sabit bir metni yoktur; kişi kendi diliyle ya da Hz. Peygamber'den rivayet edilen dualardan biriyle talepte bulunabilir.
Tesbihat Sünnet mi, Farz mı?
Namaz tesbihatı farz değil, sünnettir. Farz namazın kendisi selâmla tamamlanır; tesbihat namazın zorunlu bir parçası değildir. Ancak Hz. Peygamber'in bu zikirleri bizzat tavsiye etmesi ve uygulaması, tesbihatı güçlü bir sünnet haline getirir. Terk edilmesi namazı bozmaz ya da geçersiz kılmaz; fakat düzenli biçimde yerine getirilmesi hem rivayetlerde teşvik edilmiş hem de sahabe uygulamasında yer almıştır.
Tesbihat Her Namazdan Sonra Yapılır mı?
Rivayetler genel olarak farz namazların arkasından tesbihat yapılmasına işaret eder. Sünnet ve nafile namazların ardından tesbihat yapılıp yapılmayacağına dair özel bir rivayet bulunmamakla birlikte âlimler bu konuda farklı görüşler bildirmiştir. Yaygın uygulama, tesbihatın farz namazların arkasından yapılması yönündedir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının tamamından sonra yapılabilir.
Tesbihat Sesli mi Sessiz mi Yapılır?
Tesbihat kural olarak sessizce, yani içten sayılarak yapılır. Parmak uçlarıyla ya da tespihle saymak uygulamada yaygındır; her ikisi de caizdir. Hz. Peygamber'in parmak boğumlarıyla saydığına dair rivayetler mevcuttur. Cemaatin bir arada yüksek sesle tesbihat yapması ise fıkhî açıdan tartışmalıdır; bazı âlimler bunu bid'at sayarken bazıları cemaati uyandırma ya da öğretme amacıyla yapılan sesli zikirde sakınca görmemiştir. Kişisel uygulamada sessiz saymak daha ihtiyatlı bir tutumdur.
Sıkça Sorulan Sorular
Tesbihat yapılmadan namaz geçersiz olur mu?
Hayır, tesbihat namazın geçerlilik şartlarından biri değildir. Selâmla tamamlanan namaz eksiksiz kabul edilir; tesbihat namazın dışında, namazın ardından yapılan mü